"Kamu Yönetimi Uzmanlık İşidir"

Türk Soyluluk ve Sonuçları Üzerine Bir İnceleme

kimdir? olarak adlandırılan kişilerin Türkiye’deki çalışma durum ve koşulları nelerdir? Mevzuatımızda Türk Soyluluğuna ilişkin mevcut düzenlemeler nelerdir?

Hamit Uçman*

 

Devletin kendisini oluşturan bireyler ile kuracağı ilişkinin temelinin vatandaşlık hukuku oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Siyasi Haklar ve Ödevler başlıklı 4 üncü Bölümünün 66 ncı maddesinde Türk Vatandaşlığı düzenlenmiştir. İlgili maddenin 3 üncü fıkrasında ‘Vatandaşlık, kanununun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaydedilir.’ şeklinde belirtilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında da hukuk devletinin bir gereği olarak ‘Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılamayacağı’ düzenlenmiştir.

Anayasadaki bu temel düzenlemeden hareketle 5901 sayılı ‘Türk Vatandaşlığı Kanunun’ çıkarılmıştır.(Kabul Tarihi:29/05/2009, Yayımlandığı Resmi Gazete Tarih:12/06/2009, Sayı:27256) İlgili kanunda vatandaşlığın kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar(md 1) belirlenmiştir. Yine aynı kanunun Tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinde ‘Yabancı: Türkiye Cumhuriyeti Devlet ile Vatandaşlık bağı bulunmayan kişi’ olarak tanımlanmıştır.

Devletin kanunlarında kendi vatandaşlarını ve kendi vatandaşlarından hareketle yabancı bireyleri tanımlaması, bireyin devlet otoritesinin var olduğu her alanda kuracağı ilişki açısından büyük önem arz etmektedir.

Yerleşme seyahat hürriyetinden, kamu hizmetine girme ve özel sektörde çalışabilmeye kadar tüm alanlarda vatandaş ve yabancıya ilişkin düzenlemeler farklı şekillerde yapılmıştır. devlet vatandaşlarına daha geniş bir hak alanı yaratırken, yabancı olarak tanımladığı bireylere kısıtlı, sınırlı(genelde karşılıklılık esasından hareket ile..) bir hak alanı kurmaktadır.

Örneğin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti Başlıklı 48 inci maddesinde ‘Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.’ şeklinde düzenlenmiştir.

Maddenin lafzından geniş b ir kitleyi kapsadığı anlaşılmaktadır. Fakat aynı anayasanın Yabancıların Durumu başlıklı 16 ncı maddesi ‘Temel Hak ve Hürriyetler, yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.’ şeklinde belirtilmiştir.

Buradan hareketle anayasadaki çeşitli başlıklar halinde düzenlenen hakların yabancılar için sınırlandırılabileceği açıktır.(Türk hukukunda avukatlık, noterlik, doktorluk, hemşirelik, eczacılık, borsa komisyonculuğu, gibi iş veya meslekleri yapabilmek için Türk Vatandaşı olma şartı aranmış ve yabancıların bu işlerde çalışması yasaklanmıştır.[1])

Bununla birlikte yabancıların Türkiye’deki çalışma ve yerleşmesine ilişkin hukuki düzenlemelere istisnalar getirilmiştir. Bu istisnaların en önemlisi, ‘Türk Soylu Yabancılar’ için düzenlemelerdir.

Türk hukukunda çeşitli yasal düzenlemelerde ‘Türk Soyundan Kişiler’, ‘Türk Soyundan Olanlar’, ‘Türk Soylu Yabancılar’ gibi kavramlar kullanılmaktadır.( Örneğin; İskân Kanunu -RG: 21.6.1934-2733 /m. 3) Fakat hukuki düzenlemelerde ‘Türk Soyundan olma ‘ veya ‘Türk Soyluluk’ tanımlanmadığı gibi ‘Türk Soyluluğunun’ hangi esaslara göre tespit edileceği net değildir.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi vatandaşlık konusunda devlet ile birey arasındaki hukuki bağ söz konusudur. Fakat soy, soyluluk gibi kavramlar ırk, dil, din, kültür unsurlarını içeren tespit edilmesi net ve açık olmayan sosyolojik kavramlardır. Bu nedenle kişinin Türk Soyundan olup olmama durumunun tespitinde ad-soyad, dil, doğduğu ülke, yaşadığı bölge gibi pek çok faktörden yararlanılabilir.

Uygulamada Türk Soyluluğunun tespitinde, dış temsilciliklerimizden ve bazen de o ülkedeki Türk Soylularının kurmuş oldukları derneklerden bilgi istenmektedir. İçişleri bakanlığına gelen vatandaşlığa alınma isteklerinde, ‘Soy durumları, dış temsilciliklerimizce, gerekli görülen hallerde Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınca veya Emniyet Genel Müdürlüğünce araştırılır.[2]’

Bu konuya ilişkin 25/09/1981 tarihli ve 2527 numaralı ‘Türk Soylu Yabancıların Türkiye’de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanun’ kabul edilmiştir. Kanunda da yukarıda belirttiğimiz ‘Türk Soylu Yabancının’ kim olduğuna, ne demek olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Türk Soylu Yabancılara Çalışma Özgürlüğü tanınmasına ilişkin Kanunun ayrıntılarına geçmeden önce bu düzenlemenin gerekçesine değinmek gerekir.

Ülkemizde yabancı bir devlet vatandaşı veya vatansız çok sayıda Türk Soylu yabancı bulunmaktadır. [3] Bunların büyük bir bölümünü Kıbrıs, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Eski Sovyetler Birliğinden gelen Türkler oluşturmaktadır. İlgili şahısların bir kısmı ilgili devletlerinden vatandaşlıklarından çıkarıldıkları için bir kısmı da bulundukları ülkelerdeki şiddetli baskılardan dolayı Türkiye’ ye göç etmek zorunda kalmışlardır.

Özellikle bu kişiler Türk Vatandaşlığı kanunun Soy Bağı başlıklı 7 nci maddesi gereği kolaylıkla Türk Vatandaşlığına alınmaktadır. Bu kişilere 2527 sayılı Kanun çerçevesinde çalışma izninin de verilmesi, ülke içerisinde kaçak işçi çalıştırılmasının da önüne geçilmesini sağlamıştır.

2527 sayılı Kanuna göre Türkiye’de ikamet eden Türk Soylu yabancıların ihtiyaç duyulan meslek ve sanatları serbestçe yapabilmelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Güvenlik Teşkilatı hariç olmak üzere kamu, özel kuruluş veya işyerlerinde bu meslek ve sanat dallarında çalıştırılabilirler.(md:1)

Düzenlemeden de anlaşıldığı gibi Türk Soylu Yabancılar kamu ve özel kuruluşlarda çalışma imkanını elde etmekle birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinde ve Güvenlik Teşkilatında çalışmalarına imkan verilmemiştir.

İlgili kanunda bu kişilere çalışma izni, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları ile diğer ilgi bakanlık ve kuruluşların görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilir.(Md:3)

Buna ek olarak aynı kanunun ‘Tabii Olacakları Mevzuat’ başlıklı 5 inci maddesinde, bu kişilerin çalıştıkları kamu, özel kuruluş veya iş yerinde uygulanan personel, sosyal güvenlik, çalışma ve diğer konulara ilişkin mevzuat hükümlerine tabii olacağı şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümle, çalışma ve sosyal güvenlik bakımından Türk Vatandaşları ile Türk Soylu Yabancılara eşit işlem yapılması esası açıkça ifade edilmiştir.

altAynı kanunun 7 nci maddesinde Türk Soylu Yabancılar’a uygulanmayacak hükümler düzenlenmiştir. Buna göre kendilerine izin verilenler, izin süresince ikamet ve çalışma ile ilgili kanunların öngördüğü Türk Vatandaşı olma şartından istisna edilirler.

İlgili kanunun son fıkrasında bu kişilerin siyasi haklardan yararlanamayacakları da belirtilmiştir. Kanunun uygulanmasına ilişkin esaslar ve çalışma veya çalıştırılma şartları İçişleri Bakanlığının koordinatörlüğünde gerçekleştirilecektir.

2527 sayılı Kanunun daha iyi uygulanmasına yönelik olarak 25/10/1982 tarih ve 8/5488 sayılı ‘‘Türk Soylu Yabancıların Türkiye’de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmelik’ çıkarılmıştır. Bu yönetmeliğin 11 inci maddesinde, yukarıda yabancıların yapamayacağı meslekler olarak belirttiğimiz meslekler Türk Soylu Yabancılar için serbest bırakılmıştır. ‘…Bu yönetmelik esaslarına göre, kendilerine çalışma veya çalıştırılabilme izni verilenler, bu izin süresince, sadece Türk Vatandaşlarına hasredilen işleri de yapabilirler. Bu kişiler doktorluk, Hemşirelik, Avukatlık, Mühendislik gibi meslekleri serbestçe veya kamu veya özel kurum, kuruluş veya işyerlerinde yapabilmek veya memur olabilmek için genel veya özel kanunların aradığı Türk vatandaşı olma şartından istisna edilir.

Uluslararası hukuk ve uygulamalar açısından baktığımızda; Yunanistan, Almanya, Finlandiya gibi bazı devletler kendi vatandaşları ile aynı soydan olan yabancıların ikamet ve çalışma izni aramayarak vatandaşları ile eşit şartlarda çalışmalarını sağlamaktadır. Bu sayede devlet, kendi vatandaşları ile aynı soydan gelen ancak çeşitli sebeplerle başka devlet vatandaşı olan kişilerle sürekli ilişki sağlayabilmektedir.[4]

Sonuç olarak hukukumuzda yabancılara ilişkin istisnalardan en önemlisi Türk Soylu Yabancıların durumudur. Türk hukuku bakımından ‘yabancı’ sayılmalarına rağmen, 2527 sayılı Kanun ile Türk Vatandaşları ile neredeyse aynı hak ve özgürlüklere sahiptirler. İki istisna dışında Türk vatandaşlarına saklı tutulan işlerde Türk soylu yabancılara da çalışma özgürlüğü tanınmıştır.

 

         

*  DPUD Genel  Sekreteri  / Devlet Personel Uzman Yardımcısı        

 

Bu yazı Hamit UÇMAN tarafından Devlet Personel Uzmanları Derneği adına hazırlanmıştır. Tüm hakları derneğe aittir.”www.dpud.org” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla içerik kullanılabilir. Açık kaynak gösrermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

Link to this post:

<a href="http://www.dpud.org/turk-soyluluk-ve-sonuclari-uzerine-bir-inceleme/">Türk Soyluluk ve Sonuçları Üzerine Bir İnceleme</a>

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

ÜYELERİMİZDEN HABERLER

No data found, please check the expiration date.

E-Bülten Üyeliği

E-bülten ile hem derneğimiz faaliyetlerinden hem de uzmanlarımızın hazırladığı haber ve dosyalardan anında haberdar olun !

Arşivler


Hit Counter provided by Skylight
Önceki yazıyı okuyun:
Kamu Personel Yönetiminde Gittikçe Büyüyen Sorun: Teşkilat Yasaları Personel Yasası Haline Geliyor

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ TEŞKİLAT YASALARINDA YER ALAN PERSONELE İLİŞKİN DÜZENLEMELER HAKKINDA DEĞERLENDİRME * : Serap AKSU Devlet Personel Uzmanı...

Kapat